Dedelerimizle, anneannelerimizle kendimizi kıyaslayınca arada gördüğümüz farklar ne kadar çok değil mi? Hatta ortak noktamız yok diyebiliriz, oysa yalnızca iki kuşak ötemizdeler. En basitinden onlar üretici, biz tüketici nesiliz ve onların kanaatkar olduğu ölçüde doyumsuzuz.
Onların hep yapacak bir şeyleri vardı çünkü, bizim önemsediğimiz "önemsiz" şeyleri takmazlardı, yaptığı işlerle, düşünceleriyle saygı görürlerdi.
Günümüzde ise durum çok farklı. Gençlerin giyim tarzlarıyla birbirinden ayrıldığı, seçtiği renklere ya da markalara göre kabul gördüğü zamandayız. Önemli olan nasıl göründüğümüz ve insanların ne düşündükleri... Bu nedenle kıyafetlere, estetiğe, kozmetiğe ve aksesuarlara harcanan paraların haddi hesabı yok.
Bu ihtiyaç tamamen Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki saygı görme ihtiyacından kaynaklanıyor. Konuşacak konu bulamamanın ve özgüven eksikliğinin " en azından kusursuz görünmek" ile kapatılmaya çalışması bu. Gençlerin gündemi hep "hangi cafe'de ne yesek, ne alsak ne yapsak" üzerine.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder