16 Ocak 2018 Salı

Du dup duu duu...

Bazı insanları hiç görmeyiz, hiç dokunmayız. Ama hissederiz.
Farklı bir şekilde bağ kurmuşuzdur, uzaktan izlemişizdir, dinlemişizdir, kurduğu bir cümle bizi etkilemiştir, yazdığı bir yazıyı okumuşuzdur.

İnanmak, sevmek, özlemek, hissetmek, anlamak.... Tam anlamıyla anlatılamadan yaşanan duygular.

"Hadi yeni yıl, hoş gel yeni yıl, umut getir, sevgi getir, barış getir sağlık getir yeni yıl."

Yıllar bir şeyleri getiriyor belki ama daha çok alıyor, daha çok götürüyor aslında. Ya da bu aralar böyle hissediyorum.

Çok çok sevdiğim canımı kaybettim birkaç ay önce, kimseye olduğu gibi ona da konduramadım, ansızın ve sebepsiz gitti, aynı anda hem yanıp hem buz kestim.
Ona dokunmuştum, ona sarılmıştım, onunla uyumuştum, yemek yemiştim, elinde büyümüştüm, hiç gitmeyecekti, gitmek olmazdı; sanki ben çocuktum da o da orta yaşlıydı; ben otuzlarıma o da yetmişlerine gelmemişti gibi şaşırdım. Böyle şeyler bize uzaktı.

O gitti.
Bu fikre alışmaya çalışıyorum.

Geçen hafta Yaşar Usta gitti.
Yetmedi.
Aydın Boysan gitti.
İşte bu noktada bizim yüreklerimiz birleşiyor. Hepimizin sevdiği gitti. Çoğumuzun hiç görmediği, hiç konuşmadığı, hiç dokunmadığı ama sevdiği ve gittiğinde üzüldüğümüz...
Bu kadar sevildiklerini biliyorlar mıydı acaba?
Ne mutludur böyle hatırlanmak, ne mutludur böyle iyi anılmak, ne mutludur hep hatırlanacak olmak, ne mutludur bunca insanda yer etmek, bir hatıra bırakmak, koca bir topluma, her haneye miras bırakabilmek, milyonlarca insanın kafasına replikler bırakıp ayrılmak. Ne mutludur.

Bana, bize de ne mutlu ki biz böyle güzel insanların devrine geldik, biz Hababam Sınıfı ruhunu anlayıp büyüdük, biz Adile Naşit ve Münir Özkul'u hep çocukken evli zannettik ve onlar hepimizin akrabasıydı, evlerinde huzurlu olduğumuz, samimi hissettiğimiz ve o masadaki kardeşlerin arasına sıkışıp oturduğumuz. Bize o duyguyu o güzel insanlar hissettirdi. O 'Gülen Gözlü' masanın etrafından giden kim varsa ruhları şad olsun.

Peki ya dün ne oldu?
Kim gitti biliyor musunuz?
Dolores O'riordan.
Yaaa... Şok..Nasıl yani? Nasıl olur? Elimde telefon boş boş instagrama bakıyordum, hızlı hızlı geçiyordum postları, biri bir parça paylaştı sandım, derken bir fotoğrafı daha, bir tane daha, okudum #RIP yazıyor.

Bazı insanları hiç görmeyiz, hiç dokunmayız. Ama hissederiz.
Farklı bir şekilde bağ kurmuşuzdur, uzaktan izlemişizdir, dinlemişizdir, kurduğu bir cümle bizi etkilemiştir, yazdığı bir yazıyı okumuşuzdur.

Dolores ile aynı ülkede dahi yaşamıyor, aynı dili konuşmuyorduk.
Ama Yaşar Usta nasıl ki çok sevdiğim bir akrabamdı, Dolores de benim lisede sıra arkadaşımdı işte.
Kulağımı memeden kıkırdağa deldirdim. Gitar aldırdım annemlere, kursa gittim, tek tek defterime yazdım şarkılarını, akorlarını, önce onları öğrenmeliydim, anlamalıydım da. Farkında olmadan kelime hazneme neler katmıştı. O bilmiyor. Tanışıyoruz, samimiyiz hatta, fark etmedi.
Platonik aşklarımı düşünüp "Joe" dinledim, kendimi onun sesiyle gaza getirdim, Ankara'ya taşınınca "Ode To My Family" dinleyip anıra anıra ağladım, "Zombie" dışında, "Animal Instinct" dışında parçaları ezbere söylemek çok cool eylemlerdi o zaman, nasıl iştahlı dinledim, öyle coşkulu söyledim. "Do you have to do you have to let it linger"

Ölümün yaşı yok.
Bak buna ne çok şaşırdık. Ne çok... Sadece 46 yaşında.
O buz kesme onda da oldu işte bende.
Bilmiyorum, garip. Dünden beri dinliyorum yine, daha farklı geliyor şimdi dinleyince.
Gerçekten rest in peace.

Bence sizler hayatınızı değil de hayat sizleri kaybetti.




5 Ocak 2018 Cuma

Annelere Yeni Yıl Mektubu

**annemisin'de yazdığım yeni yıl mektubu, herkese ulaşması ve gerçekleşmesi dileğiyle; sevgiyle...

"30.12.2017

Canım anneler,

Öncelikle hepimizin hemfikir olduğu, dilediği, beklediği sağlık, mutluluk, şans, başarı, para, huzur bizimle, ailemizle, yavrularımızla olsun. Bu sene, seneye, senelerce…
Yıl biterken her sene sanki her şey bambaşka olacakmış gibi, bir anda eski alışkanlıklardan, rutinden kurtulabilecekmiş gibi, çağ atlayacakmışız gibi hayal kuruyoruz şu değişen son rakamın hatırına. Aslında şu son rakam değişecek diye hayallerimize yeni yıl kılıfı giydiriyoruz. Yeni yılın hatırına gerçekleşirler belki diye, bir umut.
Bebek bekleyen anneler, miniklerinizi sağlıkla kucağınıza almanızı, sorunsuz doğum yapmanızı dilerim. Yeni yıl size yeni bir sıfat, yeni bir hayat, mis gibi bir koku, sonsuz bir sevgi, sıcacık gülüşler getirecek.  Daha güzel dilek mi olur?
Olur.


Az misafir dilerim size yeni yılda. Kolikle tanışmamanızı, süt krizi yaşamamanızı, kimseyi ilgilendirmeyen sorulara maruz kalmamanızı dilerim.
Kilolarınızın hiç uğraşmadan gitmesini dilerim. Saçlarınızın aceleyle topladığınızda bile tesadüfen de olsa harika şekil almasını dilerim.
 Moralinizi bozacak tüm kişilerin yolda kalıp size gelememesini dilerim. Yaptığınız yemeklerin 3 gün yetecek berekette olmasını, evinize gelenlerin size tencerelerce yemek taşımasını dilerim.
Eve misafir geldiğinde hep evi toplayabildiğiniz zamana denk gelmesini dilerim. Yerde boklu bezler varken, kafanız allak bullakken telefon ve zilinizin çalmamasını dilerim. Zilinizin çocuk uyurken kesinlikle çalmamasını dilerim. Hatta siz doğum yaptıktan sonraki sene semtinizde herhangi bir tadilat işi yapılmamasını dilerim.
Aynaya baktığınızda mutlu olmanızı dilerim.
Bebeklerinizi dilediğinizce emzirmenizi dilerim, emziremeyenlerin de buna üzülmek yerine memeleri bozulmadı diye sevinebilmelerini, dipsiz vicdan kuyusunda boğulmamalarını dilerim.
Çorap tersyüz etmediğiniz ve eşleştirmek için uğraşmayacağınız bir sene dilerim. Hatta ileri gidip, her uyandığımızda eşimiz tarafından çamaşırların “düzgün bir şekilde” asıldıklarını görmenizi isterim.
Her gelenin taktığı küçük altın haricinde, arkadaşlarınızın bir kısmı evde bebekle ilgilenirken, diğer kısmının sizi yaka paça kuaföre götürmesini dilerim.
Eşinizin bozuk plak gibi “bu akşam dışarıdan mı söylesek” demesini dilerim.
İki hafta giden manikür ve 4 gün giden fön yaptırabilmenizi dilerim.
Bebeğin size emzik muamelesi yapmamasını, kendiliğinden sadece 4 saatlik, ilerleyen zamanlar 6-8-10 saatlik periyotlarla istemesini dilerim.
2018 yılında bez fiyatlarında dev indirim yapılmasını dilerim, ayrıca artık tüm meyve sebze satışlarını organik olmasını, seçim yaparken bir de buna kafa patlatmamanızı dilerim.
Eşinizin çocuk bakımı ve ev işlerinde aşırı istekli olmasını dilemeye dilim varmasa da en azından çocukla ilgilenirken elinden telefonu bırakmasını ve arada çocuğa sanki sizin için bakıyormuş gibi gözleriyle sizi yoklamamasını dilerim.
Dişleri öyle rahat çıkarmanızı dilerim ki siz çıkan dişleri sadece bebeğiniz kahkaha atarken fark edebilesiniz.
Hepinize “bebek uyuduğunda yapılacaklar” listesindeki en az iki maddeyi koltukta sızmadan ya da instagramda vakit öldürmeden yapabilecek güç ve iradeyi diliyorum.
Siz uyuyamazken kocanızın da uyuyamamasını, vicdan yapmasını, sizinle oturmasını ya da en azından uykusunun kaçmasını diliyorum.
Size hazırlanan sürpriz kahvaltılar sonrasında ocak ve fayansları ovmamanızı ve temiz işlerle karşılaşmanızı diliyorum.
Bebe kucağınızda uyuduğunda telefonunuzun ya da kitabınızın elinizin uzanacağı mesafede olmasını diliyorum.
Arabada uyuyakalan bebelerin evde yatağına koyduğunda ve hatta montunu çıkardığında bile kesintisiz uykuya devam etmelerini diliyorum.
Bebelerin 2 yaşına geldiğinde kendiliğinden memeyi bırakmalarını diliyorum.
İnternetten aldığınız tüm kıyafetlerin üzerinize cuk oturmasını diliyorum.
Okumak istediğiniz kitapları en geç iki hafta içinde bitirebilmenizi diliyorum.
Kalorisi suyla eşdeğer bir tatlının icadını diliyorum.
Trafikte hep sizin şeridin akmasını diliyorum.
Göz altlarının çökmemesini, makyajların akmamasını diliyorum.
Ay çok şey diledim, sesli okuyun, iyi anımıza gelir, biri tutsa iyidir.
Mutlu yıllar!"