10 Mayıs 2025 Cumartesi

Vizesiz Ve Hatta Pasaportsuz Rota: TİFLİS

2025 Mart'ına yaklaşırken aslında amacımız canım anneme doğum günü hediyesi almaktı, sonra evire çevire aynı şeyleri almaktansa beraber bir yerlere gidip anı biriktirme fikrinin annişkom dahil kardeşimle beni de çok daha mutlu edeceğine karar verip, 2-3 günlüğüne nereye kaçabiliriz araştırması yapmaya başladık.

Paket turlarla yurt içi bölgelere gitsek absürt saatlerde yollara dökülüp, yine bir gram uyumadan ve deli gibi yorgun bir şekilde işe döneceğimiz ve grupla sürü halinde hareket edeceğimiz için bunu hemen eledik. Kafamıza göre takılmak en güzeli. Vizeye başvursak hem çok bekleyecektik hem de annemin evrakları gerekeceği için "sürpriz" yapamayacaktık. Onun karşısına her şey hazır şekilde çıkıp "iyi ki doğdun, hadi X'e gidiyoruz!" demekti amacımız. 

Velhasıl Balkan turuna da hem annem hem kardeşim gittiği için o bölge ülkelerini eledik, ben de epeydir Tiflis'i merak ettiğim için (özellikle Fabrika Hostel'i aşırı merak ediyordum) bir anda biletleri satın almış bulunduk. Ve tabii ki Fabrika'daki asma katlı ve teraslı triple odada kaldık; şehir tatillerinde luxury hotel yerine retro sevenler için enfes.


TİFLİS GÜVENLİ Mİ?

Öncelikle kız kıza rahatlıkla gidilir- güvenli bir şehir, onu belirtmek isterim. Kısa bir ön araştırmayla must-do listesi çıkarıp, dolu dolu üç gün boyunca, o anki keyfimize göre ve günün erken ya da geç saatlerinde, kah tabanları patlatıncaya kadar yürüyüp, kah oturup bira içelim diyerek, listeye tik ata ata gezmek (tabii konumlara göre bir sıralama ile) bize çok iyi ve doyurucu geldi. 

Doyurucu çünkü çok büyük bir beklentiyle gidilen bir şehir değil -sonuçta eski bir Sovyet ülkesi ve yıkık dökük bir şehir olarak hayal ediyorsunuz- ancak her sokakta başka bir hikayenin içine giriyorsunuz gibi hissettikçe beklentinin ötesine doğru yükseliyor insan. Bazı meydanlar tıpkı bir orta Avrupa şehri gibi ama ara sokaklarında öylesine kendine has ki. İnsanlarıyla, diliyle, mimarisiyle aslında hiçbir yere de benzemeyen ve insanı tuhafça içine çeken. Eski ve yaşanmış kokuyor. Bu nasıl anlatılır bilmiyorum ama sanki seksenli yıllarda kalan bir yere ışınlanmış gibi oluyorsunuz. Hani sadece bakkalların olduğu, plazaların, avmlerin, residansların, lüks arabaların olmadığı, fırınların sadece küçük ve lokal olduğu, içinde az çeşit ama hepsinin lezzetli olduğu, labirent gibi dar sokakların içinde vitraylı camları olan ve yıkılmak üzere olan balkonlarında çamaşırlar asılı evlerden oluşan bir döneme geri dönmüş gibi.

TİFLİS'E ULAŞIM & TİFLİS İÇİ ULAŞIM

Biz Bursa'dan hareket ettiğimiz için bize en yakın havalimanı olan Sabiha Gökçen'den uçmak en mantıklısıydı, buradan ağırlıklı olarak Pegasus uçuşları mevcut. Rötarlarıyla meşhur ve bir şişe suyu bile esirgeyen bir hava yolu şirketimiz olsa da hem rotasyonları hem makul saatleri hem fiyatları hem mobil uygulamasının son derece user-friendly olması sebebiyle tercih edilebilir. THY'deki mil biriktirme olayı burada da BolBolPuan biriktirme şeklinde mevcut, mesela yeterince puanınız biriktiyse biletinizi en düşük fiyattan alıp bagajınızı sonradan puanla ekleyebilirsiniz. (Acentede uçak bilet satışı yapmıyorsanız ya da yılın yarısında seyahat etmiyorsanız o puan bilet alacak kadar birikmiyor onu belirteyim:))

Tiflis'te araç kiralamadık - bence bir şehri keşfetmek için deli danalar gibi yürüyüp, sadece yaya olarak girip çıkabileceğin her noktaya ulaşmak gerekli - dolayısıyla gerektiği noktalarda toplu taşıma ve taksi bizim için yeterli oldu. Ama tabii çocukla gitsem durum değişebilirdi.

Şehrin ortasından Kura Nehri geçiyor ve şehri ikiye bölüyor. Biz Kura'nın doğu tarafında (new city tarafında) Fabrika'da kaldık ve havalimanından ulaşımı buraya göre planladık. Havalimanından şehir merkezine giden otobüs 337, kalacağınız bölgeye göre otobüsten sonraki kısma dikkat etmek gerekiyor. Otobüsten sonra metro 1 hattı ile devam ediyorsunuz, bizim otelimize en yakın olan istasyon Marjanishvili, burada inip 10 dk içinde otele ulaşıyorsunuz. (bu arada istasyon, cafe ve marketlerde ne kadar İngilizce yazımları olsa da şehrin genelinde Gürcü alfabesi ile karşılaşıyorsunuz, yalnızca kendilerine özgü, başka hiçbir ülkede olmayan ve üç rakamı ile s harfinin eğilip bükülmesinden oluştuğunu düşündüğüm ve canım Atam'a bizi Latin alfabesine geçirdiği için bir kere daha teşekkür ettiğim bu durumu dip not geçmek isterim, teşekkürler iyi günler)

Metro demişim, sanki Sovyet zamanından kalan ve gözünüzle takip edemeyecek kadar hızlı, içinde bir yere oturmaz ya da tutunmazsanız kafanızı patlatacağınız dev bir şimendifer adeta. Köhne bir devlet dairesine benzeyen istasyondan, bizi dövecek gibi davranan insan irisi teyzeden kağıt bilet alıp, yerin epey derinliklerinde, magmaya indiğimizi hissettiren ve normal bir yürüyen merdivenin 2-3 kat üstünde bir hızda ilerleyen merdivenlerden inerek metroya ulaştık. Korkuyla karışık bir gülme krizi geçirerek Tiflis yolculuğumuz başlamıştı:). 


Ama bu tatsız metro yolculuğundan sonra istasyondan çıktığımızda çok tatlı ve canlı bir meydan olan Marjanishvili Meydanı'na çıkınca ilk dakikadan "iyi ki gelmişiz" hissini yaşadık.

Kaldığımız süre zarfında iki kere taksi ihtiyacı duyduk, birinde çok yorulmuştuk ve hedefimiz yürüyemeyeceğimiz kadar uzaktaydı, ikincisinde ise otelden havalimanına dönüşteydi. BOLT uygulamasını indirip oradan araç çağırdık. Epey hızlı, işlevsel, über benzeri bir uygulama, gitmeden önce indirmenizi öneririm.

Kura Nehri'nin batı yakası da şehrin old town'ı. İki yaka birbirine birçok köprü ile bağlanıyor ve yürüyerek şehrin iki kısmını gezmek çok keyifli, yol boyunca fotoğraf çekebilirsiniz. Köprülerin en meşhur, en yeni ve modern olanı fotoğrafta göreceğiniz Barış Köprüsü (Peace Bridge). Barış Köprüsü Old Town ile Rike Park'ı birbirine bağlıyor. Köprünün alt sırasında nehri gezdiren sandal turları mevcut. Bunun dışında hem nehri gezmek, hem retro araçlarla şehir turu yapmak veya teleferik turu / tadım turu denemek isterseniz Get Your Guide üzerinden mini turlar da satın alabilirsiniz.

Biraz daha ilerisinde ise şehrin en eskisi olan Metheki Köprüsü var; bu köprüden batı yakasına yani eski şehir tarafına geçtiğiniz zaman Meidan Bazaar'a, Saat Kulesi'ne, Betlemi Caddesi'ne ve Gürcü Ana Anıtı'na da yaklaşmış oluyorsunuz, dolu dolu bir parkur için iyi bir başlangıç noktası olarak kabul edilebilir.