Yurt içi otellerindeki dengesiz fiyatlandırmalar ve biz vatandaşlara yapılan negatif ayrımcılık çoğumuzu tatil konusunda farklı ülkeleri değerlendirmeye iterken öte yandan reddedilen vize başvuruları, hatta bu aşamaya bile randevu dahi bulunamadığı için gelemiyor olmak da vizesiz gidebileceğimiz rotalara yönlendirmeye başladı.
Tatil yapmak lüks değil, ihtiyaçtır öncelikle. Koca bir yıl çılgınlar gibi çalışıp, her türlü iş ve insan stresini içimize işleyip, ya bir-iki hafta gibi kısacık bir sürede ya da resmi tatillerde bu kaostan uzaklaşıp deşarj olmak istemek her şeyden daha insani bir istek.
Kimisi bunu yeni yerler, yeni tatlar keşfederek, kimisi tarihin izini sürerek, kimisi kendini tuzlu suyun kocaman huzur verici boşluğuna bırakarak gerçekleştirmek istiyor. Pek tabii kişisel tercihlerden önce belirleyici olan şey buna ayrılacak bütçe oluyor tam aksi olması gerekirken.
Her kesimi bilemem elbette ama biz beyaz yakalı grup olarak öyle bir denklem kurmak zorundayız ki, iki partnerin mesela aynı anda izinlerinin denk gelmesiyle beraber, bölgeye bağlı değişen yüksek/orta sezon doluluk/fiyat durumu, araçla gidilecekse kara yolunda harcayacağın süre, bu harcanan süreye değip değmeyeceğine bağlı olarak gidilecek yerin belirlenmesi, konumdan eminsek ama uzaksa uçak bilet fiyatları, konaklama tipine bağlı olarak yeme-içme giderleri derken belirleyici etkenler listesi uzayıp gidiyor. Öyle eskisi gibi kafamıza esti, bunu beğendik deme gibi bir durum yok.
Kimisi kamp sever, kimi otel. Biz ailece otel tatili sevenlerdeniz. Sorun da burada başlıyor. Ben yılın belli bir zamanı ve kısıtlı bir sürede "kendime ait" bir zamanı yaşayacaksam ve buna para harcayacaksam günlük rutinimde yaptığım işlerin hiçbirini yapmamak, dinlenmek, eğlenmek ve evde yediklerim dışında bir şeyler yemek istiyorum. Çocuğuma da hitap edecek eğlenceler olsun istiyorum. Bu taleplerimi karşılayacak bir otel, farklı ülke vatandaşlarına benim ödemem gerekenin yarısını ya da yarısında da azını uygularken benim tatil için ayırmam gereken bütçe ile gelirim arasındaki fark beni dehşete düşürüyor. Tamam enflasyonu hayatımızın her köşesinde iliklerimize kadar hissediyoruz da bu bambaşka bir boyut. Ben turizmciyim bu arada, hepsi elimin altında, kıyaslama yapabiliyorum haliyle tüm bölgeler ve zamanları. Geçen yaz atıyorum Samos'ta baktığım otelin fiyatı bu yaz da hala aynıyken, yine geçen yaz kaldığım Marmaris oteline bu sene hem de daha sezon başlamadan bakıp "ben burada nasıl kalmışım ya" diyorum.
Buradaki konu kurun değişmesi değil. Dediğim gibi geçen yaz Samos'ta geceliği 90 euro olan otel bu sene yine aynı fiyatta, benim para birimimin alım gücünün düşmesi ayrı bir konu. Orada önümü görebileceğim bir sabit değer var. Bir de dönüyorum canım vatanım. Her köşesi cennet. Ama yabancıya.
İki kere canlı canlı şahit oldum. Birincisi uzun yıllar önce Seferihisar'da her şey dahil bir otelde, Almanya'dan gelen Türk bir aile ile sohbet ederken konu otelin fiyatına geldiğinde bizim üçte birimiz fiyata aynı oda tipinde kaldıklarını öğrenmiştik. Biz iyi araştırmadık demek ki ya da geç kaldık diye düşünüp "kazıklandığımıza" inanmak istememiştik. Sektördeki bu durum bu kadar hissedilmiyor ve göze çarpmıyordu o zamanlar. Zaman ilerledikçe herkes vpn değiştirip booking.com üzerinden o çok daha uygun olan fiyatlar ile rezervasyon yapmayı keşfetti. İşte ikinci şahit olduğumuz konu da buydu. 2016 veya 2017 yılıydı, Bodrum La Blanch'da check in yapmak için beklerken bizden önceki misafirlerin farklı vpn üzerinden uygun fiyatlı rezervasyon yapıp TC vatandaşı oldukları için rezervasyonları olmasına rağmen içeri alınmadıklarını ve hangi ülkenin vpn'i ile yaptılar ise o ülkeye dair pasaport talep edildiğini görmüştük kendilerinden. Ödeme yapmaları da önemli değildi ve iade de alamamışlardı gördüğüm kadarı ile.
Bunlara şahit olunca, müşterilerimizden "çok yüksek kalıyorsunuz" geri bildirimleri aldıkça, eş dostla konuştukça dedik ki, sorun biz miyiz? Kasıt bize mi? Ben ev sahibi olarak bu ülkede misafirden daha çok ödüyorsam, ki onların geliri benden yüksekken ve paraları daha değerliyken, biz birbirimize daha çok arka çıkmalıyken sen bana bunu yapıyorsan ben de alır kapı vizemi karşıda bir güzel yaparım o istediklerimi. Ne yürürken yakama yapışırlar ne ederinin üstünde bir ödeme yaparım. Nasıl ki bana hak ettiğimden fazla maaş verilmiyor ben de sana hak ettiğinden fazlasını vermem. Acente olarak ayrı baltalanıyorum, münferit olarak ayrı baltalanıyorum.
Hal böyle olunca planlar, rotalar, beklentiler hep şekil değiştirdi. Yalnız olmadığımı biliyorum.
Feribot sıralarında ayak üstü sohbetlerde de onu pekiştirdik.
Sonraki yazılarda vizesiz/kapı vizelileri konuşalım.
Herkese iyi tatiller!