23 Mayıs 2009 Cumartesi

Yaz Diyetinde Yeni Buluş: Soğuk Çorba

İnternette o sayfa senin bu sayfa benim bir şeyler okuyordum. Malum yaz geldiği için her yerde bir diyet programları, light ürünler veya egzersiz programları modası var. Hepsine alıştık artık. Ama bi ara Yazarkafe'de haber okurken gözüme takıldı: "Diyet yapanlar için soğuk yaz çorbası". Eh dedim bu da oldu, tam oldu. Ama sırf salata yiyerek kendimizi aç bırakmak yerine soğuk çorba da fena olmaz sanki. Ben bunu da denemeliydim hemen ve şimdiden kafamda diyet listemi oluşturmaya başladım bile. Tek kasede ihtiyacım olan her şeyi alıp tok kalmak süper bir fikir değil mi? Hangimiz incecik olmayı istemiyoruz? 

Her neyse aldım not defterimi yazdım bir güzel, gittim yaptım bu 'soğuk' çorbayı. Dilara Koçak Hanım'ın tarifiymiş, onu da öğrendik. Onun fikrine benim de elime sağlık, yoğurtlu meze tadında, cornflakes tarzında gayet lezzetli bir şey oldu. Tavsiye ederim yani. Bu kadar geyik muhabbetinden sonra da çatlatmadan veriyorum tarifi:

 Şimdi öncelikle 200 gram yağsız yoğurdumuzu alıp bir bardak suyla çırpıyoruz. İçine de haşlanmış mısır, haşlanmış bulgur, minik minik doğranmış salatalıklar, keten tohumu ve bir de dereotu koyup karıştırıyoruz. Ama ben kuru nane ve fesleğen de ekledim, kokusu da muhteşem oldu. Evet, hepsi bu kadar. Karıştırın ve yiyin. Afiyetto:)



 

22 Mayıs 2009 Cuma

Ne Varsa Doğada Var: Bitkisel Sabunlar

Güzel olmamız için ille de kendimizi paralamamız, acı çekmemiz,  ya da kozmetik ürünlere servet ödememiz gerekmiyor. Çünkü her şey sağlıklı ve temiz olmaktan geçiyor. Bunun adı da, doğallık.

En ufak bir sivilcede, kırışıkta, selülitte hemen kremlere, temizleme jellerine koşmak gereksiz. Hepsi kimyasal madde içeriyor çünkü. Örneğin işe yüzümüzü tonik yerine gülsuyu veya salatalıkla sıkılaştırıp temizlemekle başlayabiliriz. 

Birkaç ay önce arkadaşımın tavsiyesiyle kayısı özlü sabun kullanmaya başladım. Cildimdeki değişime ve düzelmeye sevinmekten ziyade sadece şimdiye kadar harcadığım zamana ve paraya üzüldüm. Sonra diğer aromaları da denemek istedim ve oturup ne neye yararmış araştırdım.

İşte bitki sabunlarının yararları:


Üzüm Çekirdeği Sabunu

İçindeki üzüm çekirdeği yağı kılcal damarları onararak bütün vücudu zinde ve diri tutuyor. Ayrıca peeling etkisi yapıyor. Gözenekleri açtığı için kılcal damarlar besleniyor, böylece kan dolaşımımız hızlanıyor. Hatta variste damarların toplanmasına yardımcı olabiliyor. Selülit oluşumunu engelliyor. Aminoasit, B1 ve B2 mineralleri içerdiği için çok da iyi bir besleyici.

Kayısı Özlü Sabun

Kayısının eski çağlardan beri cildi güzelleştirdiğini hepimiz biliyoruz. Kayısı özlü sabunlar cildimize çok iyi bakım yapıyor ve tazeliyor. Sürekli kullanımda gözaltı kırışıklarını ve morlukları  geçiriyor. A vitamini içerdiği için kolejen etkiyi arttırdığı söyleniyor. Günde iki kez masaj ile uygulanabiliyormuş.

Killi Sabun

Kil yüzyıllardan beri cilt maskelerinde, cilt bakımında, sivilcelerde ve saç bakımında kullanılıyor. Yüz lekelerini, çilleri ve sivilceleri geçirmekle kalmıyor, antibakteriyel özelliğe de sahip. Saç bakımında kullanıldığında ise saçı güçlendiriyor ve dökülmesini engelliyor. Saçımızdaki yağ dengesini düzenliyor. En güzel yanı da istediğimiz sıklıkta kullanılabilmesi.

Gliserinli Sabun

Gliserin cildimizi besliyor ve yumuşatıyor. Ayaktaki, eldeki ve bacaklardaki çatlakları azaltmaya da yarıyor. Romatizma ağrılarına etkili ayrıca iyi bir nemlendirici.

Buğday Özlü Sabun

Cildi onarıyor, koruyor ve yaşlılık lekelerini önlüyor. Buğday yağının içerisinde yüksek miktarda lesitin A ve E vitaminleri ve proteinleri bulunuyor. Çok iyi bir besleyici olmasının yanında iyi de bir koruyucu. Kötü koşullar nedeniyle deforme olmuş ciltleri onarmaya yardımcı oluyor.

Propolisli Sabun

Uzun süre için cildi temizleyip kırışıkları önlüyor. Ten kokusunu yok ediyor, ayrıca deri hassasiyeti ve egzamaya da etkili. Propolis doku yenileyici baktarisil, fungusit özelliği ile kozmetikteki ürün yelpazesinde de önemli yere sahip. Propolis anti-bakteriyel sabun olarak kullanıldığı gibi, doku yenileme özelliğinden dolayı hastalığın verdiği izleri iyileştirme özelliğine de sahip.

Yosun Özlü Sabun

Vücudu sıkılaştırmada, yağ dengelemede ve dezenfekte etmede kullanılıyor. Selülit ve lokal yağ fazlalıklarını gidermeye yarayan toksin ve ödem atılımını arttıran mükemmel bir sabun. Deniz yosunu içerisinde yüksek miktarda aminoasitler, A vitamini ve diğer tüm bitkilerden daha fazla klorofil var. Bunlar da cildi daha dayanıklı hale getirip, yaşlanmaya karşı da koruyor.


Tchibo'da Yok Yok!

Sadece bir fincan kahve içip çıkacaktım. 

Ama daha oturmadan o radar gözlerim(!) çok şirin mumlar keşfetti, derken kendimi sıra sıra, her bir ürünü incelerken buldum. Bir yandan mis gibi kahve kokusu, elimde mutfak eşyaları, gözüm hala raflarda bir saat geçirdim içeride.

Küçücük bir cafe gibi görünen bu mağazada ev eşyasından kıyafete, kişisel bakım ürünlerinden binbir çeşit kahveye kadar her şey varmış meğer. Ben özellikle cappucinosunu tavsiye ediyorum ama siz kahve dışında değişik, orijinal ve çok uygun fiyatlara bir şeyler almak istiyorsanız- özellikle hediye- buraya uğramalısınız. Ben ba-yıl-dım! 

Şu an tek bildiğim Ankara Ankamall ve Bursa Zafer Plaza ve Kent Meydanı şubeleri. Umarım yakında her yerde açılır, özellikle Alanya'da. İnternetten de sipariş veriliyormuş, ayrıca sipariş ettikçe puan biriktiriyorsunuz, ürünler hakkında her şeyi öğrenebileceğiniz güvenli bir site. 


Meraklısı için:

http://tchibo.com.tr


21 Mayıs 2009 Perşembe

Yazı Beklerken


Önümde bir yığın ilaç, elimde ıhlamur çayım, günün ortasında ışıkları açmış oturuyorum. Bahar gelmedi, gelemedi ve hava yine yaptı yapacağını. 

Bir gün bir uyandım, işte, dedim artık değişmez bu saatten sonra. Güneş nasıl parlıyordu öyle, herkes çimlerde uzanmış, çiçekler açmış, sonuna kadar müzik...Camdan bakıp o sahneyi gördüm ve o an yaz moduna çoktan girmiştim. O enerjiyle kaldırdım bütün kazakları, çizmeleri hatta şemsiyemi bile! Zaten iple çekiyorduk sıcak havayı, bu bir haftalık yalancı baharın oyununa geldik. T-shirtler bile fazla gelmişti, bir terliğimiz eksikti anlayacağınız:)                                           

Okulda şenlik haftasıydı, o konser senin bu konser benim gezip tozduk. Bir kadeh, iki kadeh, üç.... Pazartesi başlayan finaller kimin umurunda! Hastalanmak ise söz konusu bile değildi, çünkü biz akıllılar dans ederken üşümediğimizi sanmıştık. Öhö! Neyse şu an tahmin edersiniz ders çalışmak gerekiyor, ama bu patlamak üzere olan kafayla ne nasıl öğrenilir o ayrı.

  Her yer karardı, her şey gri. Renkleri geri istiyorum, yaz gelsin, tatil, tatil, tatil... Başka söze gerek var mı? Sıcacık güneşin altında soğuk bir şeyler içip serinlemek varken, odaya tıkılıp iyileşmek zorunda olmak ve aylak aylak dergi okumak yerine o sıkıcı ders notlarını okumak mecburiyeti... Kim ikinci tabloyu seçer ki?

  Size tavsiyem şu ara güneşe aldanmayın, çantanızdan (güneş gözlüğü dışında) şemsiyeniz eksik olmasın. Kahvenizi alın yağmuru seyredin, önümüzde başka seçeneğimiz yoksa yine de farklı tatlar yakalamak lazım, önümüzde koca bir yaz bizi bekliyor nasılsa...