Çeşme tatili rüzgar gibi geçti. Kelimenin her anlamıyla. Bir
haftanın göz açıp kapayana dek geçmesiyle de pöfür pöfür esmesiyle de rüzgarın
hakkını verdi.
Çeşme’ye neden gidilir sorusuna ilk olarak tüm kalbimle Alaçatı’nın yüzü suyu hürmetine derim, ayrı seviyorum orayı. Sonra duyguları bırakıp, neden gidilir yerine neden çocukla gidilir'i sorar ve gerçekçi olursak; mis gibi havasına, Ilıca’nın cam gibi denizine gidilir. Mis gibi havaya değindiğim anda da şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki ben çocuğumun hiç bu kadar uyuduğunu görmedim. Günde yarım saat uyusun diye yapmadığımız şey kalmazken, burada günde üç öğün uyudu, üstelik kucağıma alır almaz ya da memeyi ağzına değdirdiği anda! Bunun yanında da Çeşme'nin taşsız, çöpsüz, tertemiz berrak denizi de çocuğu kıyıda oynatabilmek, suya sokup yüzdürebilmek adına ideal. Son olarak da Marmara Bölgesi'nden ulaşması en kolay bölge olduğu için, kısa sürecek araba yolculukları için de tercih edilebilir.
Tatile gitmeden 1-2 gün önce şu petrol sızıntısı konusundan haberim oldu. Okudum araştırdım, bu olay 2016 Aralık ayında olmuş. Çeşme'ye benden önce giden arkadaşlarıma sordum denizi, sıkıntı yok dediler, yine de tedirgin gittim. Sosyal medyayı da web haberciliğini de biliyorsunuz işte, karnın ağrıyorsa mide kanserisindir, bu haberleri de aynı tatta paylaşmışlar, yok efendim Çeşme bitmiş, deniz artık çok kötüymüş, esnaf ağlıyormuş, denizden çıkan zifte bulanık çıkıyormuş. Ay bir sinirim bozuldu, sormayın. Rezervasyonu yapmışız, hatta otelin parasını bile ödemişiz, izinler tamam, bütün hücrelerimiz tatiiill diye bağırıyor, çıkacak haber miydi bu şimdi?
Hazır şu an tam yazın ortasındayız ve diğer yarısında Çeşme'ye gitme planı yapan aileler varsa ben bir hafta 17 aylık kızıyla kalmış bir anne gözüyle yazıyorum; bilhassa ilk 4 gün cam gibi pırıl pırıl bir denize girdik, zifti geçtim, bir tane yosun bir tane çöp ve hatta bir tane taş bile yoktu. Denizde durum böyle. Esnaf ağlıyordu haberine de dışarıdan gözlemlediğim kadarıyla şunu söyleyeyim, o kadar kalabalık ki belki de yetişemediklerinden ağlıyorlardır! Çarşıda, Alaçatı'da, Çeşme Marina'da adım atacak yer yok. En sakin yer Ilıca, oraya bile Şevki'ye kumru yemeye gidiyor millet. Çeşme, bildiğimiz Çeşme, hevesiniz kursağınızda kalmasın. Sadece tarih seçimi yaparken hava durumunu kontrol ederseniz iyi olur. Yağışsız ve rüzgarsız günleri seçmeye özen gösterin. Çünkü biz ikinci yarıyı uça uça tamamladık.
Tabii her zaman hava şartları ön görülemiyor. Yağış yoksa sıkıntı yok, rüzgarlı havada da bir şekilde alternatif bulunuyor. Biz ne yaptık? Otelin plajı rüzgardan çok dalgalandığı ve yüzümüz gözümüz kum olduğu için, İlke'yi de henüz havuza sokmadığımız için, gündüzlerimizi keyifle ve otelin rahatlığında geçirebileceğimiz, kalan günlerimizi değerlendirebileceğimiz beachler aradık. Bölge olarak Aya Yorgi kuytu oluşuyla bir numarada. Alaçatı, Ilıca ve Boyalık tarafları uçuyor olsa da orası sakin kalıyor.
Çeşme'de Beachler
Babylon Beach: Aya Yorgi'de. Kocaman çim alan üzerinde. Beach bar mevcut, fiyatları da çok abartı değil. Giriş ücreti 65 TL, karşılığında şezlong ve dilediğinizce minder alabiliyorsunuz. Minder olayı özellikle çocuk uyuyunca muhteşem. Çok geniş oldukları için üzerinde rahatça yatırabilirsiniz, düşme tehlikesi de yok. Çim alanın bittiği yerde merdivenlerden inip kıyıya gidebilirsiniz. Kıyılar taşlı ancak birkaç adım sonra tamamen kum. Deniz pırıl pırıl ve kuytuda kaldığı için rüzgardan pek etkilenmiyor. 10 üstünden 10 veririm, çok rahat ettik, güzel vakit geçirdik ayrıca WCler tertemizdi.
Sole& Mare: Bu da Aya Yorgi'de. Yoldan giriş tarafında Babylon'dan biraz ileride gibi görünüyor, altta, deniz tarafında birleşiyorlar, yan yanalar. Yalnız çiftlere öneririm, yandan bakınca eğlence orada gibi görünüyordu, çocuklulara önermem çünkü denize platformdan girilebiliyor yalnızca.
Marrakech: Kapanmış, Tren olmuş. Adult only. Ayrıca platform. Eledik.
CopaCabana: Altınkum'da. Tertemiz pırıl pırıl denizi ve saf kumu, çim alanı, locaları, şezlongları, minderleri ve çok geniş alana sahip oluşu açısından öneriyorum. Dikkat: su burada epey soğuk.
Zio Beach: Alaçatı'da. Üstelik burada olmasına rağmen rüzgar yoktu. Şu an için en popüler yer, adım başı bir ünlü görebilirsiniz. Suyun içindeki hamakta fotoğraf için sıraya giriyorlardı:)) Denizi yine temiz, berrak, plajı sırf kum. Ama şöyle bir sıkıntı var, çok kalabalık ve şezlongları o kadar öne çekmişler ki suda yürüyecek bir alan bile yok, doğrudan bileklerinin üzerinde suya girmek zorunda kalıyorsun. Burada da kum plajdaki şezlonglar çok hoşuma gitti, tek kişilik yatak gibiler. Birkaç merdiven çıkınca çim alanda minderler var ve havuza da girebilirsiniz. Girişi 50 TL ve bir içecek dahil.
Şimdi otel konusuna geliyorum. Miplaya by Corendon'da kaldık, Corendon zinciri hakkında hep iyi duymuştum. Rezervasyonu yapmak için açıkçası geç kalmıştık, bu otel hem Boyalık'taydı, hem standart boş odası vardı (diğer otellerdeki upgrade odalara dünya para vermek ne gereksiiizz), hem fotoğraflarına bayılmıştım hem de her şey dahil konseptteydi. Instagramda otelle ilgili çok fazla mesaj aldım. Şöyle söyleyeyim, otelde değil de bir tanıdığımızın yazlığında kalıyormuşum gibi hissettim. Denizine, plajına lafım yok. Tüm staff turizm öğrencisiydi, hepsi çalışmaya hevesli ve güleryüzlü stajyerlerdi ama bu profesyonel oldukları anlamına gelmiyor. Mesela check in yaparken adımızın görünmediğini söyledi oradaki kız. Elimizde konfirmasyon numarası falan var. Neymiş, soyadımızda i harfi geçiyormuş ama ı olarak aratması lazımmış. Yani bu çok fazla detay ama başımıza geldi mi geldi. Bunu ona ben öğretmek zorunda değildim, kendi akıl etmeliydi. Yemekler yetmez ama evetti, zaten çoğu akşam dışarıda yemek yediğimiz için her şey dahil otel aradığımıza da pişman olduk. Oda kahvaltı almak daha mantıklı olacakmış. Otelde kalırsan extra olarak al, kalmadığın zaman da boşuna ödeme işte. Banyo çok küçüktü ve az su akıyordu. Büyük problem. Sırf bu yüzden önermiyorum işte oteli. Çeşme'ye gidecekseniz Sheraton veya Ilıca otel diyorum. Bu da bize ders olsun. Tatil tarihlerinizi erkenden belirlemek gibi bir şansınız varsa hemen rezervasyon yapabilirsiniz.
Son olarak naçizane tavsiye, Alaçatı'da yemek yerseniz bir akşamınızı Yasemin'in Mutfağı'na ayırıp, kaya levreği deneyin derim. Biz bir yere gittiğimizde alışkın olduğumuz tatlardansa, oraya özel bir şeyi denemeyi severiz. Çok sempatik bir şefleri vardı, herkesle tek tek ilgilenip muhabbet ediyordu, onun önerilerine bıraktık kendimizi. Kaya levreği, yanına da mezelerden Atatürk salatası ve kızarmış vişne. Ay siz siparişi verin ben hemen geliyorum!
Sevgiyle kalın

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder