Bugün 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü. Yine bir ayrımın
gözümüze sokulduğu, yine mutsuz ve umutsuz hissettiren ama belki bize hatırlattıklarıyla
gündeme gelmeye değer bir gün.
Sevmiyorum Kız Çocukları Günü’nü, Kadınlar Günü’nü, Anneler
Günü’nü, Hayvanları Koruma Günü’nü.
Birincisi hepsi de her an hafızamızda, dilimizde, elimizde,
hayatımızın merkezinde olması gereken değerler. Hatırlamak için bir güne
indirgemek ağır haksızlık. Ama sadece hatırlama amaçlı olması yine kabul
edilebilir.
Asıl beni rahatsız eden şu; çocuk çocuktur, çocuklar
eşittir, her biri iyi eğitilmeyi, sevgi görmeyi, özgür olmayı, birey olmayı ve
ekstra koruma gereksinimi duymamayı doğuştan hak eden yetişkin adayıdır. Kız
çocuğu da erkek çocuğu da… Çocuğun cinsiyeti yok bana göre. Kız çocuğu günü de
olmamalı tıpkı erkek çocuğu günü olmadığı gibi. Bu cinsiyetçilik ve eşitsizlik
çocuk yaşta başladığı için aynı sebepten kadınlar günü de mevcut. Ve hatta
hayvanları koruma günü bile hayvanları insanlardan korumayı hatırlatmak üzerine
oluşturulmuş bir gün, yani rutinde olması gerekenler olmadığı için
hatırlatmalar üzerine günler…
Ata’mın çocuklara armağan ettiği bayram var ya, 23 Nisan,
bakın çocuk bayramı o, kız çocuk bayramı veya erkek çocuk bayramı değil mesela.
Böyle olmalı çünkü.
Kız çocukları, kadınlar, hayvanlar hep korunmaya muhtaç, hep
anımsanmaya muhtaç, öyle değil mi? Yapılan tüm haksızlıklara, saldırganlığa,
istismara, zorlamaya, cinayete karşı tepki için mi var bu günler? Yani hepsi “erkeklere”
tepki mi? O zaman bu günleri iptal edelim, “Dünya Erkekleri Karantinaya Alma
Günü” ilan edelim, ne dersiniz?
Mesela bu günü de, tüm eşini, kızını dövenleri, komşusuna
yan gözle bakanı, el kadar bebeğe dahi “halleneni”, kız çocuğuna dokunanı,
çocukla evleneni, daha adet görmemiş çocukla ilişkiye gireni, çocuk yaşta kızları
hamile bırakanı, kadını sırf kolu, başı açık diye hatta onu da geçtim eğitimli
diye “arandığını”, “hak ettiğini”
düşüneni, hamile kadından tahrik olanı, yüzlerce, binlerce Özgecan hikayesi
yazanı, giden evlatlarının ardından anaları ağlatanları kocaa bir alana
toplayıp işkenceler eşliğinde kutlayalım.
Birine işkence etmek, yaşam hakkını elinden almak, acı
çektirmek vicdan sahibi kimsenin istemeyeceği ve kaldıramayacağı şeylerdir ama
inanın küçük kız çocuklarını bu gibi sebeplerden inciten, ağlatan, hayatını
karartan, yaşama sevincini söndüren ya da direkt öldüren sapkın zihniyetli ve
insan görünümlü yaratıkların, bir anne olarak, acı çekmeleri, pişman olmaları
ve ibret olmaları için bizzat her yolda, her türlü yolda varım, hem de ilk
sırada.
UNICEF’in raporuna bir bakalım;
- · Dünyada 1,1 milyar kız çocuğu var. Ve bu çocuklardan 62 milyonu okula gidemiyor.
- · 16 milyon kız çocuğunun ise okula hiç başlamama ihtimali var.
- · 15-19 Yaş arası 7 kızdan biri zorla evlendiriliyor.
- · Her gün 18 yaşını doldurmamış 47 bin küsür kız çocuğu evlendiriliyor.
- · Dünyada her 10 dakikada şiddet gördüğü için bir kız çocuğu yaşamını yitiriyor.
- · Kız çocuklarının büyük kısmı evin sorumluluğunu üstlenmek zorunda olduğu için eğitime devam edemiyor.
- · Ülkemizin nüfusunun ise yüzde 29’unu kız çocukları oluşturuyor. Bu yüzdenin içinde tespit edilebilen 232 bin zorla evlendirilmiş kız çocuğu bulunuyor. 142 bin kız çocuğu da son 6 sene içinde anne oldu.
Korkunç, değil mi?
Ben bundan 20 ay önce anne oldum. Allah kızımı ve bütün
dünyadaki çocukları, bebekleri korusun. Geçen sene bu zamanlarda doğum iznim
bitmiş, işe başlamıştım. Doğum izninde açıkçası çok gündemi takip edememekle
beraber, emziren ve moralini yüksek tutmaya çalışan ve lohusalıktan yeni çıkmış
bir anne olarak haberlerden biraz da bile isteye uzak kalıyordum. Ofisteki
masama oturunca işler değişti. Boş kaldıkça haber okumaya başladım.
Bir TV programına çıkmıştı, hatırlarsınız eminim, adı Irmak’tı.
Öyle çok örneği var ki aslında… Ama benim hafızama kazınan onun adı işte. Komşu
“amca” tarafından kıyılan, yiten, giden…
Ben onu kaldıramadım, hala kaldıramıyorum, unutamıyorum.
Uzun süre kızımın altını zor değiştirdim, biliyor musunuz?
Bezini her açışımda o Allah’ın cezasının Irmak’a yaptıklarını düşünmekten
ağlama krizlerine girdim. Oradaki anne Irmak’ın annesi mi sadece? Hayır hepimiz
o anneyiz.
Böylesine korkunç bir ihtimal beni çıldırtmaya yeterken bunu
yaşayan nasıl atlatır, hiç empati kurduk mu?
Bugün Dünya Kız Çocukları Günü. Bak hatırladık yine olanları…
Tüylerim diken diken…
Sadece Kız Çocukları Günü diye konuşulmamalı bunlar. İşte
gerçekler, işte asıl gündem!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder