25 Aralık 2024 Çarşamba

Katina'nın Elinde Makası

Pazar akşamı AKKM'de Seyfi Bey'i yani Seyfi Dursunoğlu'nu, kendi yarattığı karakteri Huysuz Virjin olarak, programına çıkmadan hemen önce, kulisinde, Armağan Çağlayan'ın canlandırması ile izledik. Canlandırma demişim, pardon, canlandırmamış. Adeta yaşamış.

Yıllar yılı televizyonda akşamları koltuklarımızda izlediğimiz, her evin neşesi, tanıdık simamız, yılbaşı eğlencemiz, şakalarını ertesi gün birbirimize yaptığımız Huysuz ve Tatlı Virjin'imizin canlandırmasını adeta kendisiymişçesine izledik. 

Armağan Çağlayan tiyatrocu değil, bildiğim kadarıyla yapımcı ve avukat. Nasıl bir performans izleyeceğimden pek de emin olmayarak ama sırf Seyfi Beyciğimizi izlemek bana göre bir must-do olduğundan merakla gittim gösteriye. Bunca aktör varken neden kendisinin canlandırdığını ve oyunun ortalarında öğreneceğim bir durumu bilmeden yani. Farklı bir cast arayışı olmayışının ya da kendisinin de oyuncu olmamasına rağmen böyle bir girişimde bulunmasının oldukça derin oldukça özel bir sebebi var. Onu öğrendiğimiz kısımda oyunun seyri değişiyor, ağlama evresi başlıyor zaten. Kendisi de aynı duyguyu yaşadığı için bizlere çok güzel geçirdi hissettiklerini.

Ortak özellikleri yok değil, Pop Star jürisiyken de Armağan Çağlayan en sivri dilli üyeydi, öyle hatırlıyorum. Huysuz'un bu hazırcevaplılığını canlandırdığında asla sırıtmaması ve -yine söylüyorum- yaşayarak oynaması da tesadüf değil. Ayrıca Yıldız Kenter'in sözünü hatırlayalım "Her insan biraz oyuncudur aslında".

Maksadım aslında Armağan Çağlayan oyunculuğunu değerlendirmek değil, çocukluğumun bir sembolünü ve kaybettiğimizde çok üzüldüğüm Huysuz'umuzu anmak ve olduğum tarihten uzaklaşıp onu görmüşçesine izlediğimiz oyundaki verilen duygu patlamasını paylaşmaktı. Onun ağzından onun hikayesini dinledik. Onun mücadelesine, yaşadıklarına, yaşayamayıp içinde kalanlara, yalnızlığına, kırılganlığına şahit olduk. Seyfi ustasının vasiyetini yerine getirdiği için, bizi de buna ortak ettiği için kendisine kocaman ve kalpten teşekkür. Onu bir gün sahnede izleyeceğim de asla aklıma gelmezdi ama o da ayrıca eski bir dostu dinledik hissini verdi oyun haricinde.

"Al bu peruğu, bana bir şey olursa da beni sen oynarsın" sözünü daha içtenlikle yerine getiremezdiniz. Teşekkürler. 



19 Kasım 2024 Salı

Metallica & Symphony by Scream Inc


Scream Inc dün gece Metallica & Symphony performansıyla Bursa Merinos AKKM'deydi. Scorpions konserinden sonra ruhumuza böylesine iyi gelen, çok doyurucu bir konserdi. (oturarak dinlememiz haricinde)

Rus grup Scream Inc gerçekten söylendiği gibi Metallica'nın en iyi tribute'u olarak anılmayı hak ediyor. Baştan sona adeta stüdyo kaydı kadar berrak, orijinalinden hiç uzak olmayan, gürül gürül içinize işleyen bir müzik dinletiyorlar. Metallica bile sahnede bu kadar "temiz" iş çıkarmıyordur desem yeri. Parça seçimleri çok yerindeydi, The Memory Remains'ten Master of Puppets'a, favorim Until It Sleeps'ten pek tabii herkesin bir ağızdan eşlik ettiği Nothing Else Matters'a uzanan listeleriyle iki saat boyunca, yaklaşık yirmi efsane Metallica parçasını orkestra eşliğinde yorumladılar. İki farklı türün harmanlanması gerçekten muhteşem bir olay. Mesela elektro gitar ve çelloyu aynı sahnede görüp dinlemek beni çok heyecanlandırdı. Ne de olsa Bohemian Rhapsody de boşuna marşımız haline gelmedi bunca yıldır :) Bu vesileyle Freddie'ciğimi anmış olalım.

Velhasıl grup orkestra ile çok uyumluydu, ses iyiydi, sahne iyiydi, bir kusur bulamadım şahsen. Bursa'ya kadar gelmelerine ve bizi İstanbullara sürüklemedikleri için ekstra alkış. Bir de salonu inletip "one more time" diye devam etmelerini istediğimizde kırmayıp altın vuruşla kapatmalarına da teşekkür. 

You go boys!








17 Kasım 2024 Pazar

Bir Kadın Portresi 3: Muazzez İlmiye Çığ

 17 Kasım 2024. Bir devir daha kapandı, ışıklar içinde uyu Muazzez Hocamız.

Dile kolay, 110 yıllık yaşamını bu denli dolu dolu, bilimle, araştırmayla, öğretmekle geçirmiş bir akademisyen, Sümerolog, arkeolog, dilbilimci, gerek dünya gerek ülkemiz kültür mirasına sayısız katkıda bulunmuş bilim insanı, yaşam enerjisiyle, öğrenme aşkıyla dolmuş taşmış bir Türk kadını, Cumhuriyet kadınıydı kendisi. Ve en önemlisi de bir İmparatorluğun bitişine, Cumhuriyetin ilanına ,dünya savaşlarına, hastalıklara, krizlere, darbelere şahit olmuş bir hafızaydı. Atatürk öldüğünde 24 yaşındaydı, onunla aynı dönemde yaşamış ve onun olmamızı istediği kimliği kendinde yaratmış ve layığıyla yaşamış örnek alınası bir insandı. Bursalı ve hemşehrim olması, baba tarafım gibi Tatar olması, filolog olması, Ankara'da üniversite hayatını yaşaması, Atatürk'ün her daim yolunda olması, Türk aydınlanmasına katkıları, çeviriler yapması, yazdıklarıyla


gerici tayfayı rahatsız ediyor oluşu bende kendisine karşı ayrı bir sevgi barındırdı hep. Işıklar içinde uyu hocam.

Babam acayip bir adamdı, şekerim. Yıl 1914, annem hamile. Babam diyor ki, 'inşallah kız çocuğum olur. ona Fransızca ve keman dersleri aldıracağım.' ben doğunca adımı Muazzez İlmiye koyuyor. Bir gün bana dedi ki, 'Kızım, sana İlmiye adını verdim ki ilim sahibi olasın.”

1914 yılında Bursa'da doğdu. 1931'de Bursa Kız Muallim Mektebi'nden mezun oldu. 

Beş yıl kadar Eskişehir'de öğretmenlik yaptı ve ardından 1936 yılında Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Hititoloji Bölümü'ne kaydoldu.

1940'ta mezun olduktan sonra, Antik Şark Eserleri Müzesi'nde on yıl sürecek kariyerine, kurumun arşivlerinde tercüme edilmeden ve tasnif edilmeden saklanan binlerce çivi yazılı tablet alanında uzman olarak başladı.

1960'ta Heidelberg Üniversitesi'nde 6 ay süren bir çalışma yaptı. 1965'te Roma'da sergilenen Hitit sergisini Londra'ya götürdü. 1972'de emekli oldu.

Emekli olduktan sonra bir süre yurtdışında yaşayan Muazzez İlmiye Çığ, 1988 yılında Philadelphia'da Asuroloji kongresine katıldı. Prof. Kramer'in "History Begins at Sumer" kitabını Türkçe'ye çevirdi. Kitap 1990'da "Tarih Sümer'de Başlar" ismiyle Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlandı.

1940 ve 1983 yılları arasında Topkapı Müzesi Müdürü M. Kemal Çığ ile evli olan Muazzez İlmiye Çığ'ın 2 kız çocuğu var.

İlgilenenler için kitaplarını da şöyle bırakıyorum;

  • Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sümer'deki Kökeni 1995, Kaynak Yayınları
  • Sümerli Ludingirra, 1996, Kaynak Yayınları
  • İbrahim Peygamber - Sümer Yazılarına ve Arkeolojik Buluntulara Göre, 1997, Kaynak Yayınları
  • İnanna'nın Aşkı - Sümer'de İnanç ve Kutsal Evlenme, 1998, Kaynak Yayınları
  • Zaman Tüneliyle Sümer'e Yolculuk, 1998, Kaynak Yayınları (Genişletilmiş ikinci basım; ilk basım 1993, Kültür Bakanlığı Yayınları)
  • Hititler ve Hattuşa - İştar'ın Kaleminden, 2000, Kaynak Yayınları
  • Gilgameş - Tarihte İlk Kral Kahraman, 2000, Kaynak Yayınları
  • Ortadoğu Uygarlık Mirası, 2002, Kaynak Yayınları
  • Çivi Çiviyi Söker - Muazzez İlmiye Çığ Kitabı, Serhat Öztürk, 2002, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Ortadoğu Uygarlık Mirası 2, 2003, Kaynak Yayınları
  • Sümer Hayvan Masalları, 2003, Kaynak Yayınları
  • Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği, 2004, Kaynak Yayınları
  • Vatandaşlık Tepkilerim, 2004, Kaynak Yayınları
  • Atatürk Düşünüyor, 2005, Kaynak Yayınları
  • Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği, 2005, Kaynak Yayınları
  • Sümerlilerde Tufan - Tufan'da Türkler, 2008, Kaynak Yayınları


"Bilge kişi karanlıkta ışık, çıkmaz sokakta yol bulandır."