1 Temmuz 2011 Cuma

Anne Rulazzz


Annemin konuştuğu apayrı bir dil var, aynı evde yaşamayan anlamaz. Zaman içinde "anne jargonu" diye bir konuşma biçimi oluşuyor.

Kelimeleri yanlış anlayışı, bize kızdığında anlık öfkeleriyle oluşturduğu "argomsular" ve kardeşimle nesine güldüğünü asla anlamadığımız espriler...
Edebiyatta sanatlar vardır, bilirsiniz. Kinaye, mübalağa, teşbih, ironi...
Annem kadar bunları kullanana rastlamadım.
Bir insan nasıl olur da hiç spontane konuşamaz, nasıl olur da her lafında bir gönderme yapabilir. Bunu sanırım "anne olunca anlayacağım".
***


Her gün (pazar dahil) sabahın köründe uyanan annem, 11.10'da dahi kalksak, buna en az 12.00 diyecektir. Bu mübalağa değildir ne nedir? Bir kerecik "günaydın" sözcüğünü duyamazsınız, hatta bunun yerine, elli dakika ilerlettiği zamanı daha da abartarak "geçmişe dönüş" yaşatır bize. "biz böyle öğlenlere kadar manda gibi uyuyamazdık, annemizden ödümüz patlardı"
Edebiyat her yerde. Hep bir kıyaslama hep bir benzetme. Başkalarının çocukları hep daha iyiyken, benzetildiklerimizse hep büyükbaşlar oluyor nedense.
Topu topu 4 kişilik olan ailemizde, herkes birbirine ev arkadaşı muamelesi yapıyor. Tüm işleri üstlenen (çünkü diğerlerini beğenmeyen ve mükemmeliyetçi) anneciğim kendini soap operalardaki Sebastianlara benzetiyor ve "zaten bu evde herkes.." şeklinde cümlelere başlıyor. Öyle dolu dolu bir herkes deyişi var ki sanki biz malikanede tüm sülale beraber yaşıyoruz.
***
"Bi titiz, bi titiz.." der kardeşim ve ben için, ağzından çıkan güzel sözcükleri hep ironiktir.
Bir de ne zaman ayrı eve çıkma muhabbetimizi gündeme getirsek "ben öldükten sonra rahat rahat ne istiyorsanız yaparsınız zaten" diye yarın ölecekmiş gibi konuşarak içimize oturtur.

***
Bir gün üst komşunun banyosundan çok az su sızmış ve bizimki panik halinde yukarı çıkmıştı. Kapıdan dinliyorum ne yapacak diye. "Valla her şey sırılsıklam, ortalık su içinde kaldı, oysa yeni temizlemiştim.." şeklinde konuştuğunu duyunca orada gülme krizine girdim. Mübalağayı geçtim bir de ajitasyon katıyor olaya.
Ah benim güzel annem..

***
Sizin de anneniz değişik yemekler denemeyi seviyor mu? Ne güzel. Biz soramıyoruz kendisine "Bu ne anneciğim, adı ne, ne koydun içine?"şeklinde, çünkü "beğenmiyorsan yeme" şeklinde bir cevap almamız yüksek bir ihtimal.
Yine sinirli olduğu bir gün biraz çekinerek "neden yüzün asık" diye sorduğumda, yemek masasına güneş gözlükleriyle oturması ise doruk noktasıydı. Eh gün geçmiyor ki evde trajikomik diyaloglar yaşanmasın böyle renkli bir anne ile.
Yapay Zeka filmine Biyonik Beyin demesi, hayatımıza giren kimseleri beğenmemesi, hepimize haşmet diye hitap etmesi, tabu oynarken "düşman" sözcüğünü anlatmak için babamı kullanışı, sabahın 5'inde sesimize uyanıp "hala yatmadınız mı" demesi, Hitler rejimi, zynga'sı, kahvesi, sigarası ile bitanedir benim annem. Kitap gibi kadın ne diyelim:)) Seviyorum! Hem de çok..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder