4 Aralık 2017 annemisin.com yazım:
Hayvanlar kitabı bize baak’ı (balık), gooş’u (kuş), kakkak’ı (ördek), aiii’yi (eşek), ovov’u (köpek), daaşi’yi (tavşan) öğretti; sonra Ali Baba’nın Çiftliği’ne eşlik edebilmekten ve hayvan seslerini biliyor, sorulara cevap verebiliyor olmaktan keyif almaya başladı. Sesli Burunlar serisinden aslanları ve “roar” dediklerini öğrendi, ayrıca burnumuzun nerede olduğunu da o koca yuvarlak buruna basa basa öğrendi. Hepimizin burnu düğme oldu sonra hatta. Şekiller kitabı bize kalp kazandırdı. Anne-baba-meme dışında en düzgün telaffuz ettiği sözcüğü de kalp bu arada. Net. Meslekler kitabında ise elbette meslekleri öğrenmedik ancak kadınlar “abba” erkekler ise “abi” olarak kafasında kategorize edilmiş oldu. Yaptığımız, gösterdiğimiz hiçbir şey ama hiçbir şey boşa gitmiyor.
Sıradaki siparişim Roger Hargreaves
kitapları. Şimdiden sevebilir ve ilgilenebilir diye düşünüyorum, eğer severse
tıpkı Pofi gibi arka arkaya 37 kez filan okutur bana.
Herkese merhaba.
Ve merhaba kitap.
Söz konusu kitaplar olunca seçenek, yazar, yayın evi çok fazla,
konu, tema, dil çok geniş, hiçbirinin ucu bucağı yok. Beğendiklerimiz,
okuduklarımız, okuyacaklarımız hiç bitmez ve haliyle önerilerimiz de. Belki
yaşımız, belki ruh halimiz, belki o an bulunduğumuz pozisyon, belki özel
merakımız, belki ihtiyaçlarımız bizi kitap seçiminde yönlendiriyor. Mesela ben
daha önce hiç çocuk gelişimi ile ilgili kitap okumamıştım, bu kitapları
edinmeye ve okumaya beni teşvik eden annelik sıfatı.
Ebeveyn olarak da kızımıza aşılayacağımız en iyi alışkanlıklardan
birinin kitap okumak olduğunu düşünüyorum. Tabii ona verebileceğimiz en güzel
somut hediye de kitap.
İlke 2 yaşına yaklaşıyor. Şaşırtıcı bir hızda büyüyor, arada
patlattığı kelimelerle, gösterdiği davranışlarla, değişen zevkleriyle, eline
aldığı nesnelere daha farklı yaklaşımıyla her gün ama her gün şaşırtıyor.
Son zamanlarda boya kalemleri, defterler de hayatımıza girdi.
Kitapları ilk aylarından beri vardı. Varsın anlamasın. Nesneleri kavrayabildiği
andan beri tutuşturduk eline. Hatta kumaştan kitap almıştık ilk seferinde. Topu
topu dört sayfalık, sayfa dediğime de bakmayın, bir sayfası basınca öten,
diğerinde aslan kuyruğu sallanan, şu an cılkı çıkmış olsa da her zaman
saklayacağım dışı cırtlı o ilk kitabı. Kitabın içindeki aynaya bakar, yüzüne
yansıyan parlaklığa heyecanlanıp, sallayıp fırlatırdı kitabını. Kitapla tanışma
böyle oldu:)
Bir sonraki aşamada dişlerin hayatımıza girmesi ile beraber
kemirebileceği köpük kitaplar edindik. Elinde birkaç tur çevirip yine ağzına
sokardı. O zaman da kitaplarla ilişkimiz sallayıp fırlatma seviyesinden dişleme
seviyesine gelmişti.
Üçüncü seviye en sevmediğim yırtma seviyesiydi, o cicili bicili
kitaplara kıyamadım, tarihi geçmiş dergileri koydum önüne, parçaladı da
parçaladı. Hevesini aldı.
Ağzından tek tük kelimeler çıkmaya başladı. Kitabın kitap olduğunu
öğrendi ama kitaba “kepat” dedi. Ve kitaplar “ukunur”. Kesin bilgi. :)
Hayvanlar kitabı aldım, şekiller kitabı aldım, sesli burun kitabı
aldım, meslekler kitabı aldım; hepsi minik küp kitaplardı. Çizimleri hoşuma
gitti aldım, renkleri hoşuma gitti aldım, seveceğini düşündüğüm kitapları
aldım. Kriterlerim bunlar şimdilik. Kitaplara bakıp bakıp atıyor, söylediklerim
havada kalıyor sansam da, yukarıda da yazdığım gibi yeri gelince öğrendiklerini
öyle bir gösteriyor ki, bir şeylerin boşa gitmediğini görmek mutlu ediyor.
Hayvanlar kitabı bize baak’ı (balık), gooş’u (kuş), kakkak’ı (ördek), aiii’yi (eşek), ovov’u (köpek), daaşi’yi (tavşan) öğretti; sonra Ali Baba’nın Çiftliği’ne eşlik edebilmekten ve hayvan seslerini biliyor, sorulara cevap verebiliyor olmaktan keyif almaya başladı. Sesli Burunlar serisinden aslanları ve “roar” dediklerini öğrendi, ayrıca burnumuzun nerede olduğunu da o koca yuvarlak buruna basa basa öğrendi. Hepimizin burnu düğme oldu sonra hatta. Şekiller kitabı bize kalp kazandırdı. Anne-baba-meme dışında en düzgün telaffuz ettiği sözcüğü de kalp bu arada. Net. Meslekler kitabında ise elbette meslekleri öğrenmedik ancak kadınlar “abba” erkekler ise “abi” olarak kafasında kategorize edilmiş oldu. Yaptığımız, gösterdiğimiz hiçbir şey ama hiçbir şey boşa gitmiyor.
Bugün geldiğimiz seviye ise POFI seviyesi. Resimli ve aşırı basit
ama yavaş yavaş hikaye ile anlatımın başladığı kitaplar. İlke Poşi’yi (Pofi
Panda) çok sevdiği için Pofi seviyesi dedim. Resimlere bakarak yemek yediğini,
dişlerini fırçaladığını, uykusu geldiğini, yanındakilerin annesi, babası
olduğunu kendince ifade ediyor, yani “ukuyor”.
Bu süregelen gelişimden mütevellit sosyal medyada da çocuk
kitaplarını daha bir alıcı gözle incelemeye başladım. Ve hatta son iki keredir
kendime kitap alışverişi yaparken yanında birkaç adet de çocuk kitabı sipariş
etmeye başladım. Şimdiden biriktirip okumayı öğreninceye dek ona bir çocuk
kütüphanesi oluşturmayı hedefliyorum.
Benim kendi çocukluğumdan aklımda kalan ve mutlaka İlke’nin de arşivinde
olmasını, okumasını arzu ettiğim: Küçük Prens, Çocuk Kalbi ve Şeker Portakalı. Ama
bu seviyeye ulaşana dek daha çok seviye atlamamız, pek çok şirin minik kitaplar
keşfetmemiz gerek. Annelerin yorumları, paylaşımları benim için önemli. Bu
konuda okuyananneler oldukça aktif bir hesap
mesela, bir bakmanızı öneririm.
İşte bu önerilerden yola çıkarak İlke’nin kitaplığının ilk
kitaplarını aldım. Peter H. Reynolds’ın Altın Kitaplar’dan çıkan Mış Gibi,
Nokta ve Benden Bir tane Daha Olsa serisini, sonra da “Yüreğinin Götürdüğü Yere
Git” diyen Susanna Tamaro’nun çocuk kitabı Kitaplardan Korkan Çocuk’u aldım.
Can Yayınları’ndan çıktı. Reynolds’ın setini belki seneye, belki 4 yaş
döneminde, Tamaro’yu da 5 yaş döneminde okumayı hedefliyorum.
Sıradaki siparişim Roger Hargreaves
kitapları. Şimdiden sevebilir ve ilgilenebilir diye düşünüyorum, eğer severse
tıpkı Pofi gibi arka arkaya 37 kez filan okutur bana.
Kitaplara merhaba derken, kendi önerilerim dışında, sizlerin
değerli önerilerine de açık olduğumu belirtip, başka bir konuya da değinmek
istiyorum. Geçtiğimiz günlerde instagramda bumblebeesbook adında
bir sayfa keşfettim. Hesap sahibi ile kısa bir diyalog geçti aramızda.
Yurtdışında yaşayan ve kreş öğretmenliği yapan bir anne. İngilizce kitap almak
isteyenlere yardımcı olacak ve kendisine katkıda bulunacak çok güzel bir şey
yapıyor. Kızına aldığı ve okuyup bitirdikleri İngilizce kitapları satıyor. Türkiye’de
bu kitaplar kıyasla daha pahalı ya da bulunmadığı için almak istediğinizde bir
de shipping ödüyorsunuz. İlgilenenlere yardımcı olacağını düşünüyorum.
Miniklerinizi de kendinizi de okumaktan mahrum bırakmayın.
Yeni kitaplarla yeniden görüşmek dileği ile.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder